Mustafa Kemal’in Askerlik Hayatının Başlangıcı: Bir Genç Yüzbaşının Adımlarında
Kayseri’de yaşayan bir genç olarak, bazen duygularımı dökmek için yalnız kaldığımda eski defterlerimi açarım. Günlüklerimde kaybolurum. Bir düşünce, bir anı ya da bir duygu beni derinlere çeker ve o an, bir şekilde beni geçmişe götürür. Son zamanlarda, içimden Mustafa Kemal’in askerlik hayatının nasıl başladığını düşünmeden edemedim. Bunu yazarken hissettiklerimi anlatmak gerçekten zor, çünkü o dönemi ne kadar araştırırsam araştırayım, yeri geldiğinde hayal kırıklığı, yeri geldiğinde umut, ama hep bir heyecan içinde oldum. Şimdi size, Mustafa Kemal’in askerlik hayatının başladığı o okulun, ona neler hissettirdiğini düşündüğüm bir anıyı anlatacağım.
Genç Bir Çocuk, Yeni Bir Yola Adım Atıyor
Mustafa Kemal, 1870’lerin sonlarına doğru, Selanik’te doğmuştu. Çocukken bile gözlerinde bir şey vardı, sanki sürekli bir yerlere gitme, bir şeyleri değiştirme arzusu. Ama o gencecik yaşlarda, onun hayatını değiştirecek olan okulda başladığı andan itibaren, işlerin şekli değişti. Hayatındaki dönüm noktalarından biriydi. Mekteb-i Harbiye… Bu okul, onun hayatını şekillendirecek ilk adım olacaktı. O gencecik yaşlarda, genç bir adamın içinde beliren o heyecanı, belki de bilmeden, yıllar sonra anlayabileceği bir kaderi tarif eden bir başlangıçtı bu.
İlk başta, ailesinin gözündeki o hayal kırıklığı vardı. Aslında, Mustafa Kemal’in içinde bulunduğu o anı hayal ediyorum ve içim acıyor. Çünkü annesi, oğlu Mustafa’yı yüksek öğrenim için bir sivil okulda görmek isterken, o, asker olmak için Mekteb-i Harbiye’ye gitmekte kararlıydı. Bu seçim, sadece kendi içindeki bir çağrı değildi, aynı zamanda bir toplumun kaderine etki edecek büyük bir yolculuğun da başlangıcıydı. Hani bazen insan, tek bir kararın her şeyi değiştirebileceğini düşündüğünde, bir yandan da ne kadar yalnız hissedebileceğini anlar ya… İşte tam o nokta, o okulun kapısından ilk adımını attığı andı. O adım, yalnızca bir okulun kapısını geçmek değil, aynı zamanda kendi yolunu seçmekti.
O İlk Adım: Okulun Kapısı ve İçimdeki Heyecan
Bugün hala hatırlıyorum, Kayseri’deki o eski sokaklarda yürürken, zaman zaman tarihi düşüncelere dalarım. O zamanlarda da Mustafa Kemal’in, gencecik yaşta, okulun kapısından adım attığında yaşadığı o duyguları hayal ediyorum. Anlatılanlara göre, Harbiye’ye giriş, tam anlamıyla bir geçişti; sadece bir okul değil, bir yaşam tarzıydı. Bir yanda disiplin, bir yanda özgürlük arayışı vardı. O okulda, insanın içindeki tüm duyguların sorgulandığı bir ortam vardı. Kendisini anlatan bu büyük kararın, Mustafa Kemal’in gözlerinde beliren umutla birleştiğini hissediyorum. Belki de asker olma arzusunun gerisinde, toplumu daha iyi bir noktaya taşımak gibi büyük bir hayal yatıyordu. Kim bilir, o genç yaşta o okula adım atarken düşündüğü şeyler nelerdi?
O ilk adım, bana kalırsa sadece bir okulun ilk günü değildi. O, hayatının dönüm noktalarından biriydi. Mustafa Kemal’in içinde yalnızca bir askeri disiplin değil, aynı zamanda bir insanı, bir halkı daha iyi yapma arzusu vardı. Her zaman düşünüyorum, insan bir adım attığında, ne kadar büyük bir değişim başlatabileceğini hiç fark edebilir mi? Belki de o gün, o okulda ilk kez gerçekten bu soruyu sormuştur. O kadar derin bir soruydu ki… “Bu yolda bir adım atmam bana ne getirecek?” Belki de cevabı o kadar basitti ki, görmesi zaman aldı: Geleceği değiştirebilirdi.
Okulun Zorlu Günleri ve Kendisini Bulma Yolu
Mekteb-i Harbiye, Mustafa Kemal’in sadece askeri bilgilerle değil, aynı zamanda kendi kimliğiyle de tanıştığı bir yer oldu. O okul, o kadar zorluydu ki, belki de ilk başlarda bazı anlarda hayal kırıklığına uğramıştı. Hani bazen insanın içine bir şey doğar, ama hayatta her şey yolunda gitmeyebilir. Her şeyin karışık olduğu, iç içe geçmiş duygularla geçtiği zamanlar olur ya… Bu okul da tam olarak böyle bir yerdi. Her şeyin en zor olduğu, her an kararlar almanızı isteyen ve o kararlarla kimliğinizi şekillendiren bir yer. O günlerden sonra, belki de Mustafa Kemal için, bir şeyi netleştirmek daha kolaydı: Hangi yolda olduğunu biliyordu. Kendi yolunu, kendi halkını değiştirebilmek için atılması gereken adımları biliyordu.
Bir İdeal İçin Savaşmak
Bugün bir gün Kayseri sokaklarında yürürken, Mustafa Kemal’in bu ilk adımlarını düşündüm. Düşündüm ve birden kendimi biraz daha motive olmuş hissettim. O zaman fark ettim: İnsan, ne olursa olsun, bir yola çıkmalı. O yol, bazen zorlu, bazen yalnız, ama her zaman doğru bir yola çıkmalıdır. Mustafa Kemal de işte böyle bir yola çıkmıştı. Mekteb-i Harbiye, onun askeri bir lider olarak ilk adımını attığı yerdi, ama bence asıl büyük adım, kendi idealine giden yolda attığı adımdı. O okul, sadece bir eğitim yeri değil, bir insanın kendisini bulduğu, dünyayı daha iyi yapma arzusunu keşfettiği bir yerdi.
Sonunda, her gün günlüklerime yazarken düşündüm. Biz de bazen bir karar verirken, kendimizi yalnız hissediyoruz ama bazen bir adım, her şeyi değiştirebilir. Mustafa Kemal’in askerlik hayatı, Mekteb-i Harbiye’de başlamıştı ama aslında gerçek yolculuk, kalbinde ve aklında başlamıştı. O okul, onun için sadece bir başlangıçtı.